
HERKES DENER AMA HERKES OYUNCU OLAMAZ!!!
Umut Temizaş kimdir? Sizi biraz yakından tanıyabilir miyiz? Nerede doğdunuz? Nerede okudunuz?
İçinde bulunduğumuz; paranın hükmünün geçtiği bu çağda geleceği düşünmeden yaşamaya çalışan hala görmeye, duymaya, koklamaya, dokunmaya kısacası hissetmeye çalışan basit bir oyuncuyum. Bursa’da doğdum ve lise dahil orada okudum.
Kaç kardeşsiniz? Nasıl bir ailede büyüdünüz?
Dört kardeşiz, ben en küçüğüm. İki abim bir ablam var. Babam, bütün hayatı çevresindekiler için fedakarlıklar yapmak zorunda kalmış bir aşçı emeklisi. Ama görüyorum ki bundan hiçbir zaman rahatsızlık duymamış, yüzü gülen babam var. Annem de babama ve çocuklarına gerçekten aşık bir ev hanımı…
İlk, orta okul ve liseyi nerede okudunuz? O yılları nasıl anımsıyorsunuz?
Hepsini Bursa’da okudum. Keyifli zamanlardı, yüzümü güldüren çok anım var, ancak o zamanki arkadaşlarımdan görüştüğüm pek yok…
Oyunculuk sizin için ne zaman nerde başladı?
97 senesinde Bursa’da başladı…
Hayatınızda kesinlikle oyuncu olmalıyım dediğiniz an ne zamandı?
Liseyi yeni bitirmiştim ve Bursa’da bir organizasyon şirketinde çalışıyordum, animatör olarak… Arka arkaya oyun seyretmeye gidiyordum Bursa Devlet Tiyatrosu’na. Bir akşam Celal Kadri Kınoğlu’ndan (canım abicim!) Bir Garip Orhan Veli’yi seyrettim. Celal abinin seyirciyle beraber nasıl transa geçtiğini ve orada olmaktan ne kadar mutlu olduğunu gördüm. İşte aynı mutluluğu yakalamanın peşindeyim J
Oyunculuktan uzaklaştığınız bir an oldu mu?
Asla! Kendime acımasız davranırım, kavga ederim ama asla uzaklaştığım an olmadı. Şanslıyım yaptığı mesleği severek değil yapmak zorunda olduğu için yapan mutsuz insanlarla dolu ülkemiz…
Sahne mi? Televizyon mu? Sinema mı? Hangisi ne ifade ediyor sizin için?
Eğer oyuncuysanız ve bunu Türkiye gerçekliğinde yapıyorsanız bu üçünü birbirinden pek ayıramazsınız. Ayırmak saçma olur. Tabi ki benim içinde bunlardan öncelikli olanlar vardır ama diğerlerini de yadsımamak lazım. Bir oyuncuyum, mesleğimin yelpazesinin kapsadığı alanlarda işler yapıyorum, yapacağım da… (henüz bir sinema filmim yok.)
Neden sizi basında pek göremiyoruz?
Görüyorsunuz, görsel basında çalışıyorum ve her hafta belli bir saatte beni görüyorsunuz. Mesleğimin gerektirdiği anlarda zaten basın benimle iletişime geçiyor, diğeri özel hayata, dolayısıyla magazin haberciliğine giriyor, bunu da ben tercih etmiyorum…
Gönül Salıncağı ekibine katılmanız nasıl oldu? Bu rol size nasıl geldi?
Ayşe ile 4-5 sene kadar önce yine bir televizyon işinde çalışmıştık, o zamandan tanışıyoruz. Senaryo üzerine sohbet ettik, benimde içime çok sindi hikaye, çok sıcak ve çok samimi geldi. Sanırım Ayşe’de, Kıraç’ta ve başta Erol abi (Erol Çoban) olmak üzere Artı 3 ekibi de bana güvendi. Sonuç sonrası işte…
Murat karakteri size ilk teklif edildiğinde senaryoyu okuyup mu karar verdiniz? Senaryoyu ilk okuduğunuzda karakter ve hikaye ile ilgili ne düşündünüz?
Bir oyuncu olarak kendinizi ve dolayısıyla senaryo kişisini hikayede, cümlelerde yakalıyorsunuz. Tabi ki benim için öncelikle senaryo.
Çekimler ne zaman başladı kaçıncı bölümü çekiyorsunuz? Set ortamı nasıl?
4 ay önce başladık, şu an 11. Bölümü çekiyoruz. İlk 13 bölümün sonuna doğru hikayenin tırmandığı noktalar, fiziksel ve ruhsal olarak oyuncuyu kamçılayacak, rampa çıkmaya zorlayacakçatışmaların olduğu bölümler. O yüzden sete daha bir keyifli gidiyorum, sınırlarımı görmeyi ve zorlamayı seviyorum
Setlerde çok zaman geçiriyorsunuz? Bu güne kadar en huzurlu çalıştığınız set hangisi oldu? Bir setin huzurlu olması için ne gerekir?
Huzur tabi ki kurduğunuz ilişkiye bağlıdır. Eğer mevkii ve kazanç farklarınızı belli edecek o görünmez çizgiyi kalın kalın çizerseniz, karşılığını samimiyetten ve kollektiyizmden uzak ilişkiler olarak alırsınız. Ancak aradığınız dostluk, samimiyet ve aynı amaç doğrultusunda mevkii ayrımı olmaksızın yürüyen insanlarsa, karşılığını da sıcacık bir set olarak alıyorsunuz…
Gönül Salıncağı’nın son bölümlerinde sevdiğiniz kız kaçırıldı. Bundan sonraki bölümlerle ilgili tüyo verir misiniz? Kim kurtaracak Gönül’ü?
Ben bir şey bilmiyorum
Gönül Salıncağı izlenirken insanda tuhaf bir sıcaklık etkisi bırakıyor. Sanki bütün karakterler gerçek gibi geliyor. Bunu neye bağlayabiliriz? Sette diğer oyuncularla aranız nasıl?
Senden ne istediğini anlayıp, üstüne bir şeyler koyarak geri veriyorsanız, sanırım samimiyeti bir nebze verebiliyorsunuz. Ayrıca beğeni görecelidir. Size samimi gelen bir an bir başkasına samimiyetsiz gelebilir., o dengeyi de iyi ayarlamak gerekiyor. Ekibimizdeki her birim kendisinden ne istendiğini biliyor ve en iyisini yapıyor. Bir de bu insanlarla dost olmuşsanız, daha ne olsun! Kaynaklı ekmek kadayıfı…
Çok genç bir yönetmenle çalışıyorsunuz? Bunun avantajları ve dezavantajları var mı?
Bunu avantaja yada dezavantaja dönüştürmek aynı dili konuşabilme becerisinde bence, yaşlar kaç-ne olursa olsun… Bunun içinde önce dinlemeli sonra dinletebilmelisin, sonuçta birbirini anlayabilmek olur. Şimdiye kadar çalıştığım yönetmenlerle bu ilişkiyi iletişimi kurabildiğimi düşünüyorum. Ancak bununla beraber Şenol’la keyifli bir dostlukta kurduk. Bu da on numara işte…
Senaryoyu okuduğunuzda, senariste rol ile ilgili müdahale etme durumunuz oluyor mu? Yoksa ne yazılırsa oynuyor musunuz?
Senaryoyu yazan senarist kibrini geri plana atmış itmiş biri olunca, senaryoda bize gereken esnekliği gösteriliyor. Ben sete ezber gitmeyi ama doğaçlama yapmayı seviyorum, şükür ki şimdiye kadar çalıştığım tüm senaristler bu esnekliği sağladı bana…
Ekipte çok usta oyuncular yanında yeni yetenekler de dikkat çekiyor. En çok kiminle oynamaktan hoşlanıyorsunuz?
Her oyuncu bir diğerine farklı bir ayna tutar, her ayna da kendine yeniden farklı açıdan bakarsın, hepsi farklı tattır. Bu da benim hoşuma gidiyor. Umarım bende rol arkadaşlarıma ayna olabiliyorumdur…
Şu ana kadar çekilen bölümlerde en çok aklınızda kalan oynarken en zorlandığınız, en güldüğünüz, en enteresan olan sahneler hangisiydi?
Sapanca çekimleri fiziksel olarak zorlayıcıydı. Gönül’ün yoğun bakımda olduğu sahneler duygusal olarak itikleyiciydi. Ama zorlanmayı, denemeyi seviyorum. Bir sahneyi çekerken, kamera arkasında senelerini sinema ve tv setlerinde geçirmiş ya da bu işe daha yeni başlamış bir sürü insan bulundukları yerden size doğru bakmakta, “kestik” kelimesini duyduğunda sana bakanları memnun edebilmişsen bu da senin yüzünü bir nebze güldürüyor. Egomuzu da o kadar yansıtmamak lazım…
Bundan sonra neler yapmak istiyor Umut Temizaş
?
İçinde bulunmaktan mutlu olacağım işler yapmak .Tiyatro, sinema, tv v.s.
Magazinden uzak bir yapınız var. Magazini sevmiyor musunuz? Bilinçli mi uzak duruyorsunuz yoksa sizle ilgilenmiyorlar mı?
Tercih edenleri görüyorum, kabul ediyorum ama ben tercih etmiyorum. Yaşam biçimim ve tercihlerimde magazin basınına konu olabilecek şeyler olamadığı için benimle ilgilenmiyorlar.
Şu an ki oyunculuk piyasası için ne düşünüyorsunuz? Herkes oyuncu olabilir mi?
Herkes deniyor, herkes dener ama herkes olamaz 